GüncelMakaleler

MAKALE | “Nubar Ozanyan Taburu Ermeni Halkının Güvencesidir!”

"Bu mücadeleye Nubar Ozanyan Ermeni Taburu ve Ermeni Sosyal Meclisi, mütevazi bir katkı sunmuştur. Nubar Ozanyan Taburu-Ermeni Sosyal Meclisi, işgal-katliam ve soykırım saldırılarına karşı, Ermeni halkının devrimci geleneğini bugün yaşatmaktadır."

1915 Ermeni soykırımı ile yerlerinden-yurtlarından edilen, Tehcir Kararı ile Suriye çöllerine gönderilen Ermeni-Süryani ve Asuri … Hıristiyan halklar Suriye’nin değişik illerinde ölüme mahkum edildiler.

Suriye’de de devam eden soykırımın ikinci safhasında 250 binden fazla Ermeni katledildi. Ölümden kurtulan üçüncü kuşak Ermenilerin küçük bir kısmı bugün varlıklarını devam ettirirken, bunun yanında azımsanmayacak bir çoğunluk oluşturan Araplaşmış veya Müslümanlaşmış bir Ermeni kitlenin olduğu da bir gerçektir.

Esad rejimi altında feodal-gerici rejimin Araplaştırma ve baskı politikalarına rağmen Rojavalı Ermeniler, Rojava Devrimi ile bu sessizliği parçalayarak kendi öz geçmişlerine dönerek gerçeklikle en nihayet yüzleşmişlerdir. Fakat buna rağmen Ermeniler ve Hıristiyan halklar, İttihatçı-Kemalist faşist yönetimden kurtulduklarını zannettikleri 106 yıldan sonra tekrar soykırım ile karşı karşıya kalmışlardır. Bugün 2010 sayımlarına göre Suriye ve Irak’ta yaşayan 3 milyondan fazla olan Hıristiyan halktan hiçbir eser kalmamıştır.

Bugün son sayımlara göre 500 bin civarında kalan Hıristiyan halk, Türk devleti ve beslemesi IŞİD gibi cihatçı örgütlerin saldırıları sonucu yeniden belirsiz bir yolculuğa çıkmışlardır. Nereye göç edeceklerini şaşırmışlardır. Bütün her şeylerini, anılarını, tarihlerini, topraklarını, evlerini terk ederek “savaşın olmadığı” ülkelere sığınmış ya da Avrupa’ya gitmek için ölüm pahasına yollara düşmüşlerdir.

Suriye’nin parçalanma ve harabeye çevrilmesi süreci içinde Hristiyan halka da saldırılar gerçekleştirildi. 22 Mart 2014’te Lazkiye’ye bağlı küçük ama stratejik önemi olan ve çoğunlukla Ermenilerin yaşadığı Kesap Kasabası’nın işgal edildi. Kesap, Türk Devleti-SMO (Suriye Milli Ordusu)-El Kaide çeteleri tarafından ele geçirilirken, 900 aile göç etmek zorunda kaldı. Ardından kiliseler yakıldı-yıkıldı, evlere cihatçılar el koyarak boşaltıldı. Halep’te savaş öncesi 18 bin olan Ermeni nüfusu, Lübnan’a veyahut Ermenistan’a kaçarak kurtuldular. Halepli iki din adamı Yuanna İbrahim ile Pavlus Yazıcı cihatçı çeteler tarafından esir alınan başka iki din insanını kurtarmak için yola çıktıktan sonra, Türkiye sınırında arabaları durdurulmuş, esir alındıktan sonra 2013 yılında işkence edilerek hunharca öldürüldüler.

2014 yılında Ermenilerin “yeniden doğuş” noktası sayılan Der Zor’da 4.000 Ermeni’nin yaşadığı, Ermeni halkı için manevi değeri çok büyük olan Srbot Nahadagats (Aziz Şehitler) Kilisesi, IŞİD çeteleri tarafından bombalarla yıkıldı.

Gire Spi, 2013 yılında IŞİD çeteleri tarafından işgale uğradı, kilise ile okullar yakıldı-yıkıldı ve yağma edildi. Kiliseler cephanelik olarak kullanıldı. 2015 yılında YPG-YPJ güçleri tarafından özgürleştirildi. Fakat 2019 yılında yeniden Türk devleti ve çeteleri tarafından “Barış Pınarı Harekatı” ile Serakaniye ile birlikte yeniden işgal edildi. Kürt-Arap ve Hıristiyan halk bir kez daha kaçarak başka bölgelere sığındı.

Rusya’nın Türkiye’ye izin vermesi sonucu işgal edilen Efrin’de de benzer bir durum yaşandı. Bugün dünyada Kürt halkına karşı işlenen en barbar katliamlar ile savaş suçlarının işlendiği Efrin kent merkezi, Raco ile Mabata ilçeleri Hıristiyanların en çok bulunduğu bölgelerin başında gelmekte idi. 250’den fazla Hıristiyan ailenin bulunduğu kilise ile manastır vardı.

Çetelerin “kafirlerin kafasını kesin” emrinden sonra halk güvenli yer olarak gördükleri Halep’e göç etti. Mart 2018’de işgal edilen Efrin’den 200 binden fazla insan şehirden göç etmek zorunda kaldı.

Türkleştirme politikalarının en başında gelen Efrin’de Türk okulları açıldı. Kürtçe yasaklandı. İnsanlara Türk kimliği dağıtıldı. Türk lirası tedavüle konuldu. Çeteler insanları rehin alarak rüşvet talep ediliyor. Tecavüz ve gasp savaş suçlarının başında geliyor. Halkın tek geçim kaynağı zeytinlikler toplanıp “Made in Turkey” menşei ile dünya piyasalarına sürülüyor.

 

Tabur, Ermeni devrimci geleneğinin devamıdır!

İdlib bugün Türk Devleti destekli çetelerin en son toplandıkları sığınak noktasıdır. 2010 sayımlarına göre Hıristiyan nüfus 15.000’e yakındır. Çetelerin İdlib’i işgal etmesiyle başlayan göç dalgası ile halk zorunlu olarak Lübnan ve Halep’e sığındı. 2019 yılında göç etmeyen ve Ermeni kilisesinde gönüllü olarak çalışan, 60 yaşında Ermeni bir kadın olan Suzan Der Kirkor çeteler tarafından öldürüldü. Ermeni bir aydın ve öğretmen olan S.D.Kirkor, her ne pahasına olursa olsun doğup büyüdüğü toprakları terk etmeyince, çeteler tarafından işkence ve tecavüze uğrayıp katledildi.

Hıristiyan halkla beraber yaşayan Aleviler, Dürziler, İsmaililer de aynı şekilde R.T.Erdoğan’ın “Kurtuluş Hükümeti” kuruluyor açıklamasından sonra yıllardır yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kaldılar.

150’den fazla Ermeni ailenin yaşadığı kilise ve okulları ile bilinen Serakaniye (Resulhayn) hemen Türkiye sınırında bir yerleşim yeridir. Ermeni halkı tekrar bir gün Türkiye’ye geri döneceği umuduyla sınırda yeni yaşam alanları inşa etmişlerdir. YPG-YPJ güçleri tarafından 2013 yılında kentin özgürleştirilmesi ile Arap-Kürt-Ermeni halklar barış içerisinde bir arada yaşarken, Rusya emperyalistlerinin Türkiye ile girdikleri çıkar ilişkilerine kurban edilerek, Türk ordusu ile IŞİD çetelerinin işgaline müsaade edildi. Kent yağmalandı ve savaş suçları işlendi. Ermeni halkı ile Arap ve Kürt halkı yeniden canlarını kurtarmak için başka şehirlere göç etmek zorunda kaldılar.

İşgali meşrulaştırmak isteyen R.T.Erdoğan rejimi, Qamışlo’da Ermeni Katolik Kilisesi rahibi Hovsep Petoyan ile babası Abraham Petoyan, Der Zor’a Ermeni cemaatini ziyaret giderken katledildiği günlerde, Patrikhaneyi de devreye sokarak Ermenilere “evinize geri dönün” çağrısı yaptırmış olmasına rağmen soykırımcı bir devletin sözüne güvenilemeyeceğini çok iyi bilen Ermeniler, kirli propagandaya alet olmayarak çağrıyı yanıtsız bırakmışlardır. Ermeni halkı, her türlü zorluğu göze almış, Osmanlı oyununa gelmemişlerdir.

Kürt-Arap-Ermeni ve Hıristiyan halkların birlikte çok ağır bedeller ödeyerek IŞİD çetelerini yenilgiye uğratmıştır. Böylelikle halklar arasında birlik-dayanışma ve mücadele ortaklığının nelere muktedir olacağını göstermişlerdir. Rojava Devrimi bu anlamıyla sadece bir kadın devrimi değil bölgede yaşayan farklı inançtan halkların devrimi olmuştur.

Ortadoğu’nun kalbinde yeşermeye başlayan bu filizin bu topraklardan sökülüp atılması ve bir daha yeşermemek üzere yok edilmesi emperyalistlerin, Türk devletinin esas amacıdır. Özgürlüklerini arayan halkların bu haklı ve meşru mücadelesi şimdiden coğrafyaya ve dünyaya yayılmış durumundadır. Bütün gaye bu yangının etrafa sıçramadan söndürülmesidir. Emperyalistlerin ve bölge gerici devletlerinin amacı budur.

Enternasyonal devrimci, proletarya partisinin kadrosu ve halk ordusu komutanlarından olan Nubar Ozanyan, bu topraklarda sadece ölümsüzleşmedi. O, bunun yanında, bir misyoner, bir derviş gibi imkansızlıklar içerisinde zoru başardı. O, bir grup yoldaşıyla birlikte Rojava Devrimi’nin bölgede yaşayan farklı inançtan halkların ortak mücadelesinin ve eşit bir şekilde birarada yaşayabileceğinin canlı örneğini oluşturdu.

Nubar Ozanyan önderliğinde bir avuç devrimci bölgede yaşayan Ermeni halkı ve Müslümanlaştırılmış Ermeniler içinde çalıştı. Örgütlenmelerini teşvik etti. Ve bu çaba gelinen aşamada maddi bir güce dönüştü. Suriye’de soykırımdan sonra dağınık-örgütsüz olan Ermeni halkı ilk defa soykırımcı bir geleneğe karşı kendilerini, topraklarını savunacak siyasi ve askeri güç örgütlediler.

Bugün Türkiye’de iktidarda bulunan İttihatçı-Kemalist rejimin devamı olan R.T.Erdoğan rejimi sadece kendi halkın için değil bölge halkı içinde bir tehdittir. TC işgalci ve talancı bir şekilde Ortadoğu ve Kafkaslar’a saldırmaktadır. Her türlü gericiliği desteklemekte, teşvik etmektedir.

Daha dün “Kobane düştü düşecek” diyerek sevinç çığlıkları içerisinde işgal ve katliamları destekleyen R.T.Erdoğan’ın bütün planlarını, bölgede Kürt halkının önderliğinde, Arap halkı başta olmak üzere, çeşitli inanç ve milliyetlerden halkın direnişi bozmuştur. Bölge halkı kendi örgütlerini kurmuş ve TC’yle onun desteklediği cihatçı çetelere karşı amansız bir savaş vermişlerdir. Bu mücadeleye Nubar Ozanyan Ermeni Taburu ve Ermeni Sosyal Meclisi, mütevazi bir katkı sunmuştur. Nubar Ozanyan Taburu-Ermeni Sosyal Meclisi, işgal-katliam ve soykırım saldırılarına karşı, Ermeni halkının devrimci geleneğini bugün yaşatmaktadır.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu