Kültür&Sanat

(Kitap tanıtımı) Kürtlerin Homerosu: Evdalê Zeynikê

Anadolu’nun, coşkun ırmaklarının, heybetli dağlarının dilidir dengbejler. Deng, sestir; bej ise sese biçim verendir. Yani sesi söyleyendir. Klamla bütünleşir. Klam, türküdür. Türkü stranlarla diyar diyar dolaşır, gönüllere ulaşır. Stran; türküyü müzik haline, ezgi haline getirenlerdir.

Evdalê Zeynikê bir dengbejdir. Mustafayê Hasanê Sılêman’ın oğlu olan Evdalê Zeynê (E. Zeynikê)’nin annesinin adından anlaşılacağı gibi adı Zeynê’dir. Babası ölmüş ise, anası mert-yiğit bir kadın ise onun adı ilkin, sonra çocuğunki söylenir. Ya da dede namıyla anılır, dengbejler diyarında.

Evdalê Zeynıkê 1800’lü yılların başında Ağru-Tutak’a bağlı Cemalverdi köyünde dünyaya gözlerini açmıştır. Henüz üç yaşında iken babasını kaybeder. Annesinin ismiyle anılmasının nedeni budur. E. Zeynê, anası ölünce ağaların, mirlerin sığırtmacı (sığır çobanı) olur. Yanaşmalığa (çiftçinin yanında çalışan işçi) gider. Ama bu öksüz çocuğun en büyük meziyeti klamlara, stranlara olan merakıdır.

Başı Karlı Dağ (Sîpanê Xelatê), Ağrı Dağı’nın Kürtler arasındaki adıdır. E. Zeynê, işte bu Ağrı Dağı’nın köylerindendir. Köyde gözü ekmeğe doymuş, gönlü muhabbete açık bir mir olan Tahar Xan vardır. E. Zeynê gel zaman git zaman kendisini ilim-irfan yönünden geliştirir; saygın, sevilen, mütevazi bir dengbej olur. Tahar Xan’ın meclisinde saygın bir kişi olur.

Ağalar, beyler dengbejlere önem verirlermiş, kış gecelerinde saatlerce dengbejler stran okurlarmış. E. Zeynê üstüne yokmuş, yakışıklı, boylu poslu, sevileni seveni çokmuş. Yaşı otuza gelmiş ama gönlünde kimse yokmuş. Bir gün civar köylerin düğününe çağrılmış, düğün evinin eşiğinden adımını atmış ki Gulê’yi görmüş. Gulê ki ne Gulê, ismi gibi bir gül. Gulê halay başındaymış, dengbej E. Zeynê Gulê’ye vurulmuş.

Anadolu’da, Kürt kültüründe, yaşamında halayların ayrı bir yeri vardır. Genç kızlar-erkekler güzel giyinirler. Halaylarda gençlerin her figürü, her hareketi güzelliğini, endamını serer. O kısacık anlarda sevdalar filizlidir, aşklar gizlidir.

E. Zeynê, düğünde Gulê’nin aşiretini-ailesini öğrenir. Umudu biraz kırılır. Gulê bir Ermeni kızıdır. Hem de nişanlıdır. Buna rağmen E. Zeynê köyde bir süre kalır. Dengbejliğini kullanarak Gulê’nin evine gider gelir. Ailesi ile ilişkileri ilerletince durumu anlatır. Kızın ana-babası “Gulê nişanlıdır, başlığını almışız, yine de Gulê bilir” derler. E. Zeynê, Gulê ile konuşur. Gulê hayır diyor, yine de gönlünün sesini dinleyip köyden ayrılmıyor.

Bir gün köyde meclis toplanmış. Mecliste E. Zeynê ve Gulê atışmaya başlamış. Eskiden mirlerin büyükçe olan meclis salonlarında kadınlar dengbejleri dinlesin diye ayrı bir bölme olurmuş. Kadın dengbejler de, o bölmede klamlarını okurlarmış. Dengbej olan Gulê inatçı, kendine güvenen bir kadınmış. Hiç çekinmeden gelmiş erkeklerin olduğu yere; günlerce sürmüş. E. Zeynê-Gulê atışmaları. Güzel sözler, Gulê’nin olmazlarını olur kılmış. Gulê nişanlısına başlığı geri yollamış. E. Zeynê ile evlenmişler.

E. Zeynê’nin bir süre sonra gözleri çok ağrımaya ve açılmamaya başlamış. Feleğin kör talihi yine E. Zeynê’yi bulmuş. Onca hekim, onca ilaç hiçbir fayda etmemiş. Gözleri kör olmuş. Ama yine de kavalını çalmaktan, stranlarını söylemekten geri durmamış. Bir oğulları olmuş. Tahar Xan E. Zeynê’nin oğluna Temo adını vermiş. Temo büyüdükçe alıklığı ortaya çıkmış. E. Zeynê, Tahar Xan’ın açtığı okulda dengbej yetiştiriyormuş. Oğlu Temo’nun da dengbej olmasını istiyormuş ama Temo, hastalığından bir şey öğrenemiyormuş. Bu durum E. Zeynê’yi çok üzüyormuş.

O dönemde civar köylerde Ermeniler katlediliyor, kimisi de sürülüyormuş yerinden yurdundan. E. Zeynê’nin bir köylüsü üç Ermeni kardeşi kurtarmış, köylerine getirmiş. E. Zeynê’ye olanı biteni anlatmış. E. Zeynê kardeşlerden küçük kızı çok sevmiş. Onu almış, Gulê’ye getirmiş. Gulê’nin hastalığından dolayı Temo’dan başka çocuğu olmuyormuş. Gulê kızın Ermeni olduğunu öğrenince çok sevinmiş ve hemen onu anımsatan Meyro adını vermiş. Meyro evin sıcaklığına, samimiyetine çabuk alışmış, kabullenmiş.

Temo ve Meyro daha çocukken, E. Zeynê’nin dengbej bir arkadaşı bir kış günü oğlu Bengin ile Zeynikê’lere misafir olmuş. Bengin’in babası kanserden ölmüş o kış. Böylece Bengin de onların çocuğu olmuş. Bengin zeki, akıllı, okumayı çok seven bir çocukmuş. Yani Evdalê Zeynê’nin üç çocuğu olmuş; Temo, Meyro, Bengin.

Günlerden bir gün Temo oyun oynarken bir turna görmüş, uçamıyormuş. Almış eve getirmiş. E. Zeynê turnanın her yerine parmak uçları ile dokunmuş ve kanadının arasındaki yarayı fark edip “iyileşir ama uçamaz” demiş. Turna iyileşir ve durum Temo’nun alıklığına iyi gelir. Temo ailesine evlenmek istediğini söyler. Temo’ya köylerinden Zina adında kadınla evlendirirler.

Çocuklar büyüdükçe Bengin ve Meyro birbirini severler. Aynı köyden ağalardan birinin oğlu olan Çeto, Meyro’ya gönül verir. Bengin ve Meyro nişanlıdırlar. Çeto bundan habersiz gelir Meyro’yu ister. Durumu öğrenince üzülür, ince hastalığa yakalanır ve ölür. Ağanın kulağına Çeto’nun ölümüne Meyro’nun sebep olduğu gider, Meyro ve Bengin’i öldürmek için adamlarını salar. Meyro ve Bengin kurtulmak için Ağrı Dağındaki Yezidilere sığınırlar. Yezidiler az sayılarına ve kıt imkana rağmen savaşı göze alırlar. Onları teslim etmezler. Ve birçok Yezidi katledilir. Ağanın adamları Meyro ve Bengin’i bir mağarada öldürür. Bengin ve Meyro’nun ölümünden sonra E. Zeynê çok üzülür. Yaşamdan kopar. Ta ki, Temo’nun oğlu doğuncaya kadar. Bunun üzerine gözleri açılır. Ve uçamayan turna kuşu da uçar.

Kitap bir dengbejin hayatını ve bir aşk öyküsünü aktarıyor gibi dursa da, medeniyetlere eşik, kültürlere beşik olan, asırlarca sırtında imparatorlukların hüküm sürdüğü Anadolu topraklarında Kürtlerin, Yezidilerin her ne kadar farklı kültürü, yaşam biçimi, dini olsa da, bu bereketli topraklarda kardeşçe iç içe yaşadıklarını, birbirlerini sahiplendiklerini de aktarıyor. Ayrıca dengbejlerin halkın kendi yaşamlarını, çektikleri sıkıntıları, zorlukları, mutlulukları, coşkuları dile, söze gelmesinde, halkın öz kültüründe nasıl bir yeri olduklarını, dengbejlerin Homeros’u olarak bilinen Evdakê Zeynê’nin  yaşamı üzerinden aktarıyor.

Abdalın Bir Günü; Mehmet Uzun’un, Selim Temo’nun Kürtçe’den çevirisi ile İtaki Yayıncılıktan ikinci basım olarak okarlara sunulmuş. Anadolu dengbejlerini, halk yaşamındaki yerlerini, sözlü edebiyat geleneğindeki yerlerini ve Kürt, Ermeni, Yezidilerin yaşamlarını, kültürlerini roman tadında okumak, öğrenmek isteyenler için.

 

(Bir okur)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu